Aslolan insanın mutluluğu...

“Dün popüler olan bugün olmayabilir; çünkü insanlar dün olduklarından farklıdır.” Yüzyılımıza damgasını vuran oyun yazarı, tiyatro kuramcısı Bertolt Brecht bu sözleriyle iletişim profesörü John Fiske’in ’değişken, akışkan ve geçici‘ olarak tanımladığı popüler kültüre kolaylıkla adım atmamızı sağlar. Epik tiyatronun kurucusu olan Brecht, tiyatroda geleneksel olanı yıkıp izleyiciyi oyunun içine dâhil eder, bunu yaparken de izleyicinin izleyici olmaktan çıkıp oyunu ’okuması’nı, yeniden üretmesini ve kendi oyununu yaşamasını sağlar. Tıpkı Fiske’in sözünü ettiği, popüler kültürün en temel konusu olan ’okurun metni değiştirmesi ve yeniden üretmesi‘ gibi... Popüler kültürün toplumsal yaşam üzerindeki çekiciliği ve belirleyiciliği yüzyıllardan bu yana öylesine önemli bir hale gelir ki gelecek tasarımında popüler kültürün izlerini görmemek mümkün değildir. Hatta kendi döneminin ’popüler kültür

ürünleri‘ olan örneğin Shakespeare, Beatles, özellikle Çalıkuşu romanıyla Reşat Nuri Güntekin gibi birkaç kuşak sonra da etkisini yitirmeyenler’klasik‘ haline gelir. Diğer yandan, ’popüler kültürü‘ anlamadan hangi kitleye ne tür iletiler göndereceğimizi ve hangi tür projeleri geliştirip hangi iletişim araçlarını kullanacağımızı bilmek ise zor bir iştir ve bu açıdan bakıldığında iş dünyası için popüler kültürü anlamak ve takip etmek, özel bir anlam taşır.

’Geleceği tasarlamak‘ için ise belli bir dünya görüşüne sahip olmanın gerekliliği konusunda en ufak bir kuşkumuz yok. Asırlardır böyleydi ve geleceğini düşünen her insan için, 19. yüzyılın önemli düşünürlerinden Bertrand Russell’dan, 341 doğumlu olan Epikür’e kadar pek çok  filozofun üzerine kafa yordukları temel konu ’mutluluk’tu. Russell, kendi dünyamızı tam olarak anlayamadığımızı ve gerçek mutluluğun onu anlamaktan geçtiğini ifade ederken “İnsanın gerçek önemi yarattığı değerlerle yeni bir dünya oluşturmasındadır. İnsanın amacı dünya görüşüdür” diyordu. Epikür ise ancak kendi bilgisine sahip bir insanın özenle seçtiği, kendi özelliklerine uydurduğu değerlerle mutluluğa varıldığından söz ediyordu. Biz de BİE’de ’kendi bilgisine sahip‘, ’kendi dünya görüşünü inşa etmiş’ ve  de ’kendi geleceğini tasarlamış‘ kişileri, yolu iletişimden geçen herkesin ihtiyacı olan; derinlikli dünya görüşüne sahip olmak isteyen ya da bu arayışın izini sürenlerle buluşturmak üzere gerekli ortam, program ve koşulları yaratmaya çalıştık.

Bu çerçevede Enstitümüzün kuruluşuyla birlikte hayata geçirdiğimiz ilk ’İletişimde Mükemmellik Programı’nın teması  ’Dünya Görüşü‘ başlığını taşıyordu. Bu programda yer alan konuşmacılarımızın konferanslarını bir kitapta topladık. İletişimde Mükemmellik Programı’nın ikincisini ise evrensel ve egemen bir kültür olmakla birlikte, her toplumun kendine özgü değerleriyle de şekillenip içerik kazanan popüler kültürün hayat bulduğu ve tüm yansımalarını gösterdiği alanların değerli isimlerini ağırladığımız  ’Geleceği Tasarlamak‘ teması oluşturuyordu. Konferans vermek üzere davet ettiğimiz isimlerin hepsi kendi alanlarında kendi geleceklerinin birer tasarımcısı olmuşlardı. Reklam dünyasından sahne ve ekranlara, sinemadan müziğe kadar uzanan kültürel alanlardan, bilimden fütürizme, endüstriyel tasarımdan edebiyata, tıp dünyasından  iş adamlığına kadar  geniş bir yelpazedeki birbirinden kıymetli isimler, gelecek tasarımını, kişisel görüş ve deneyimlerinin imbiğinden geçirerek bu kitabın kapağına da grafik olarak yansımış olan mozaiğin  düşünce parçalarını oluşturdular. *** 5 Ocak – 5 Mayıs 2010 tarihleri arasında gerçekleştirdiğimiz ’Geleceği Tasarlamak başlıklı programda yer alan, derinlikli görüşleriyle tüm katılımcılara ufuk açan Ali Taran, Prof. Dr. Tosun Terzioğlu, Sinan Çetin, Prof. Dr. Önder Küçükerman, Reşit Soley, Elif Şafak, Prof. Dr. Tarık Yılmaz, Faruk Malhan, Muzaffer Yıldırım, Ufuk Tarhan, Acun Ilıcalı, Enis Batur, Mehmet Gürs, Hülya Avşar, Ahmet Hakan, Erol Evgin ve Ali Ağaoğlu’na şükranlarımızı sunuyoruz. Herbiri ayrı bir değer taşıyan bu konferansların program olarak hayata geçirilmesini, programın kapsamlı olarak kitaplaştırılıp, hem dinleyicilerle, hem de konferansları kaçırmış okurlarla buluşmasını sağlayarak bizi onurlandıran Ağaoğlu Şirketler Grubu’na teşekkür ediyoruz. Kâr amacı gütmeyen ve elde ettiği geliri iletişim alanında yüksek lisans ve doktora bursu olarak değerlendiren BİE’nin bu programı gerçekleştirmesini içtenlikle destekleyen Ali Ağaoğlu’na şükranlarımızı  iletmek isteriz. Katkıları ve katılımlarıyla bize güç veren Garanti Bankası’na, Vestel’e, İDO’ya, Derimod’a, Metro AG’ye, bireysel katılımcılarımıza ve tabii ki Bersay İletişim Grubu çalışanlarına bizleri cesaretlendirdikleri için ayrıca teşekkür ederiz.

Kıymetli görüşlerin yer aldığı bu kitap sayesinde hep birlikte ülkemizin kültürel hayatının bugününe bir katkı, geleceğine ise bir ’iz‘ bıraktığımıza inanıyoruz. Bir sonraki kitapta, ’Çizginin Dışındakiler’de, İletişimde Mükemmellik Programı’nın üçüncü seri konferanslarında buluşmak üzere...

Arın Saydam
Bersay İletişim Enstitüsü
Yönetim Kurulu Başkanı



Geleceği Tasarlamak