Bersay İletişim Enstitüsü \ Dünya Görüşü

‘Mükemmellik’ ve ‘Weltanschauung’ …
(Bir BİE hikayesi…)

Dünyanın en basit sorusu gibi gözükse de, benim için tam anlamıyla tatmin edici çözümü bulamamış ‘yaman bir çelişki’ olarak durmaktaydı: Nasıl oluyordu da aynı öğrenim süreçlerinden geçmiş insanlar çok farklı kariyerler yapabiliyorlardı?
Aynı eğitimden geçen hukukçular, hekimler, mühendislerden bazıları nasıl oluyordu da alıp başlarını gidiyor, çok başarılı noktalara gelebiliyorlarken diğerleri genelde suçu kendilerini ‘çevreleyen’ koşullara atıp ‘makus bir talihin kurbanı’ olarak toplumsal hayatın adeta ‘tortuları’ haline dönüşüyorlardı?
Bu alabildiğine basitmiş gibi görünen soruyu meslekte 30 yılını arkada bırakmış bir iletişimci olarak bizim sektör için de hep irdeledim durdum…

Önceleri “Vicdandır aradaki belirleyici fark!” dedim. Hipokrat’tan bu yana söylenir durur: “İyi hekim, kötü hekim değil aynı eğitimi almış vicdanlı ve vicdansız hekimler vardır.”
Sonradan Cemil Meriç’in ‘aydın (münevver) olmak’ tanımından yola çıkarak ‘Mukaddesi olup olmaması belirler, tüm mesleklerdeki ‘iyiler’ ile ‘kötüler’ arasındaki farkı!” diye düşünmeye başladım.
Serbest piyasa ekonomisi ve küresel rekabeti dikkate aldığımızda en temel öğe olan “Daha iyi, iyinin düşmanıdır” meselesini çözmek adına yola çıktığım arayışta, Bertolt Brecht’te de bir sığınak buldum. Brecht ‘Yedi Ölümcül Günah’ (Die sieben Todsünden) adlı oyunun Kurt Weill tarafından bestelenmiş Anna’nın bir şarkısında ünlü Latin deyişini kullanır: “Müssigang ist aller Laster Anfang” (Nihil agendo hominesmale agere discunt) Türkçede şöyle karşılanabilir: “Tembellik her türlü ‘yükün’ (melanetin) başlangıcıdır”…
Ben ‘tembelliğe’ bir de yılgınlığı eklemiştim. Artık düsturum hazırdı: Vicdanlı, mukaddesi olan, çalışkan ve umutlu insanların meslekte ‘iyi’ olabilmek için çok ciddi avantajları oluyordu. Kendi alanlarında hepsi birer ‘Benchmark’ olan Bersay İletişim Grubu (BİG) şirketinin Kesişim, Saydam PR ve Bersay İletişim Danışmanlığı’nın tüm çalışanlarının katılımıyla düzenledikleri ortak akıl toplantıları sonunda hemen hemen aynı ‘konumlandırma cümlesine’ ulaşmış olmalarının bir ‘hikmeti’ vardı herhalde: “Akil, kamil ve başarıya odaklı olmak!”
Bir şeyler bulmuştuk ama hala tam rahat değildi içim…

İşte o sırada James Grunig’in ünlü kitabı ‘Halkla İlişkilerde ve İletişim Yönetiminde Mükemmellik’ Türkiye’de de yayımlandı. Böylece bir kez daha okuma fırsatı buldum. Ve kızdım kendime… İngilizcesini okurken ya anlayamamıştım ya da atlamıştım… Çünkü daha ilk makale bana gerekeni anlatıyordu aslında. Grunig’e göre, her şeyi belirleyen ‘dünya görüşü’ydü. O da pek çok kuramcı gibi İngilizcesi için tatmin edici bir kavram öneremiyor ve Almancasını kullanmak zorunda kalıyordu: Weltanschauung!
İki şey anlaşılıyordu bundan. Hem sağlam bir dünya görüşünüz olacaktı (ne olmasından çok; sağlam, derinlikli ve kendi içinde tutarlı olması önemli), hem de çevrenizdekilerin dünya görüşünü belki benimseyecek değil ama ‘anlayacak ve takdir edecek’ entelektüel derinliğe sahip olacaktınız.
Zor iş… Ama imkansız değil…
Artık bu noktada Bersay İletişim Enstitüsü (BİE) kurulabilirdi.

Sektörün nitelikli insan kaynağı ihtiyacını karşılamak önemliydi. Ancak ondan da ötede ve de temel belirleyen olarak ‘dünya görüşü’ ile ‘yaşam stili’nin birleştirilmesi, derinlik kazanılmasının sağlanması gerekiyordu. Bunun için Türkiye’nin en nitelikli beyinleri kültürel birikimlerini iş ve iletişim dünyasının orta ve üst kademe yöneticileriyle ve de profesyonelliğin bir adım önüne geçmiş iletişim uzmanlarıyla paylaşabilirlerdi. Sağ olsunlar, öyle de yaptılar…

Dünya görüşü demek ‘okumak’ demekti. İnsanları ‘okumak’, toplumu ‘okumak’, rakipleri ‘okumak’ kendini ve hayatını ‘okumak’ gibi…
‘Okumak’ üçlü bir konsept altında gerçekleştirilmeliydi: Eğitim, Eğlence ve Estetik (3E)… Bedii (estetik) olmayanın yaşam kültürüne bir katkı getirmesi mümkün değildi… Eğlenerek öğrenmek ise insanlara mahsus ve onlara layık bir tutumdu.
BİE, işte böyle bir yoldan giderek, sektör ve ‘yolu iletişimden geçen herkes’ için bir ‘Weltanschauung’ Merkezi olmayı hedefledi.

Bersay İletişim Enstitüsü, hayata ilk adımlarını, 3E’nin ‘Eğitim’ ayağıyla ve ‘İletişimde Mükemmellik’ başlıklı eğitim programıyla attı. Program 15 Ekim 2008 – 12 Mart 2009 tarihleri arasında gerçekleşirken; iş ve iletişim dünyasının her biri kendi alanlarında uzman profesyonelleriyle akademisyenlerinin sunduğu birbirinden değerli seminerlerle zenginleşti ve tüm katılımcılara kendi dünya görüşlerini yeniden gözden geçirmelerine neden olacak düzeyde değerli katkılar sağladı.
Programda yer alan, değerli görüşleriyle katılımcıları aydınlatan ve ilhamlandıran Prof. Dr. James Grunig, Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan, Prof. Dr. Çağlar Keyder, Prof. Dr. Aydın Uğur, Dücane Cündioğlu, Dr. Şahin Alpay, Prof. Dr. Haluk Şahin, Prof. Dr. Haluk Gürgen, Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu, Dr. Paul Doany, Prof. Dr. Tevfik Dalgıç, Prof. Dr. Yılmaz Esmer, Tuğrul Kudatgobilik, Aclan Acar, Jan Nahum, Dr. Yılmaz Argüden, Üstün Barışta, Oya Ünlü Kızıl, Dr. Levent Hatay’a teşekkürlerimi sunmak istiyorum.
Seminer konuşmalarını bir araya getirdiğimiz ‘Dünya Görüşü ve İletişimde Mükemmellik’ adlı bu kapsamlı kitabın yayımlanmasını sağlayan ve iletişimin dünyadaki kuramsal öncülerinden biri olarak kabul edilen Prof. Dr. James Grunig’in 12 Mart 2009’da Enstitü’müzde konferans vermek için Türkiye’ye gelişine destek veren Oger Telecom’a, Dr. Paul Doany ve Joe Haj Ali şahıslarında teşekkürlerimizi sunuyorum. BİE’nin ilk etkinliği olan bu seminerler dizisine gönülden inanarak heyecanımızı paylaştığı, kaygılarımızı hafiflettiği ve bizleri yüreklendirdiği için Dr. Paul Doany’e özellikle şükranlarımı iletmek isterim.
Kitabımızın gelirinin yine burs fonuna aktarılacağını belirterek, önsözümüzün son teşekkürünü de son paragrafa bırakıyorum.
Kâr amacı gütmeyecek ve masrafları çıktıktan sonra elde edeceği işletme karını yüksek lisans bursu olarak tüm Türkiye iletişim dünyasının hizmetine sunacak, kapılarını ve olanaklarını tüm sektörel sivil toplum kuruluşlarına açacak olan BİE’nin kuruluşunu maddeten ve tabii ki özellikle manen mümkün kılan 100’den fazla Bersay İletişim Grubu (BİG) çalışanına ve yöneticilerine şükranlarımı sunuyorum… Onlar olmasaydı BİE olmazdı…
İyi ki varlar… İyi ki varsınız…    

Ali Saydam
Bersay İletişim Grubu Yönetim Kurulu Başkanı